Турция - Türkiye

Категории
Мои стихи / Şiirlerim [18]
Стихи о Турции и не только о ней
Турецкие поэты [4]
Türk şairleri
Rus şiirler Türkçede [8]
Стихи Эмина Джошкуна [8]
Коды городов
Календарь - Takvim
«  Январь 2008  »
ПнВтСрЧтПтСбВс
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
Друзья - Dostlar

Турецкий клуб в Москве
Türk Külübü Moskova'da

Турецкий Клуб
      Турция.ру - место под солнцем!
        Турция.Ру
            Мой дом - Турция
              BENİM EVİM TÜRKİYE


                Айда.Ру - отзывы туристов об отелях Турции.


                Наш опрос

                Какая тематика в культуре Турции Вам наиболее интересна?

                 

                [ Результаты · Архив опросов ]

                Всего ответов: 950
                Счетчики- Sayaçlar


                ОТЗЫВ.Ру

                Главная » 2008 » Январь » 20 » ANNA AHMATOVA (1)
                11:53 PM
                ANNA AHMATOVA (1)
                 
                 

                Ne çok isteği var tatlı yârin!
                 
                Ne çok isteği var tatlı yârin!
                İsteksizdir elbet aşksız insan.
                Sevinç duyarım suyun sâkin
                Saydam buz altında kalışından.
                 
                Ve atların buza – yardım et Tanrı’m! –
                O aydınlık ve kırılgan olan,
                Sakla, sende kalsın mektuplarım,
                Gelecek’tir bizi yargılayan.
                 
                Açık, apaçık olman için ve
                Bilge görünmen için onlara,
                Senin o şanslı yaşamöykünde
                Hiç yer verilir mi boşluklara?
                 
                Her nimet tatlıdır bu dünyada.
                Sıkı dokunmuştur ağları aşkın.
                Benim adımı ders kitabında
                Çocuklar okusun, farkına varsın,
                 
                Bıyık altından gülümsesinler,
                Bu hazin öyküyü öğrenince…
                Aşk ve huzur vermedin, bu sefer
                Acı bir şöhret ver, hiç değilse.
                 
                1913
                Çevirenler: Kanşaubiy Miziev - Ahmet Necdet
                 




                Gri gözlü kral

                  

                Onulmaz ağrı şan olsun sana!

                Gri gözlü kral dün öldü bir anda.

                 

                Sıkıntılı ve alaca bir sonbahar akşamıydı.

                Kocam eve dönünce metanetle mırıldandı.

                 

                "Biliyor musun avdan ölüsüyle dönmüşler,

                Cesedini yaşlı meşenin dibinde bulmuşlar.

                 

                Ne kadar da gençti, yazık kraliçeye

                Ağarmış bütün saçları bir gecede.”

                 

                Ocağın üzerinden piposunu buldu

                Ve gece işlerine koyuldu.

                 

                Kızcağızımızı şimdi uyandıracağım,

                Küçük gri gözlerine bakacağım.

                 

                Pencerenin ardındaysa kavaklar

                "Yeryüzünde kralın yok” diye fısıldayacaklar.


                 



                 
                 
                İnsanların yakınlığında gizemli bir çizgi var
                 
                İnsanların yakınlığında gizemli bir çizgi var,
                Bu çizgiyi aşamaz tutku ve ölesiye sevmek.
                Korkunç bir ıssızlıkta varsın birleşsin ağızlar
                Ve çatlasın, parça parça dağılsın yürek.
                 
                Dostluk da güçsüzdür burada, yılları da
                Yüksek mutluluk ateşinin,
                Ruh özgürdür ve yabancıdır burada
                Ağırkanlı bitkinliğinde şehvetin.
                 
                Çılgındır koşanlar buna erişmek için,
                Erişenlerse bir özlemle uğramıştır bozguna.
                İşte şimdi anladın sen, niçin
                Çarpmıyor artık yüreğim avuçlarında.
                 



                Taş bir sözcük düştü parçalandı...
                 
                Taş bir sözcük düştü parçalandı
                Henüz yaşayan göğsümde.
                Zararı yok, ben zaten hazırdım.
                Gelirim bunun da üstesinden.
                Başımda işim çok bugün:
                Belleği sonuna değin öldürmek gerek,
                Taşlaşması gerek ruhun
                Ve yaşamayı yeniden öğrenmek.
                İşte… Yazın hışırdayan sıcak soluğu
                Bayram gibi sarıyor pencereyi.
                Ben çoktan sezmiştim bu
                Aydınlık günü ve boş evi.

                Çeviren: Azer Yaran
                 

                  


                 
                Yaban balı özgürlük kokar

                Yaban balı özgürlük kokar,
                Toz, güneş ışını kokar,
                Bir kızın ağzı - menekşe
                Ve altın - hiçbir şey kokmaz altın.
                Tereotu su kokar,
                Aşk ise elma,
                Ama biz, biliyoruz artık
                Yalnız kan kan gibi kokar;
                Romalı yöneticinin halkın önünde
                Topluluğun ölüm bağırtıları altında,
                Ellerini yıkaması boşunadır,
                iskoçya kraliçesinin sıska avuçlarını
                Oğuşturması boşunadır
                Kan damlalarını silmek için
                Kral sarayının boğucu karanlığında...

                Çeviren: Güneş ACAR
                 


                 
                 
                 
                Hepsi satıldı...

                Hepsi satıldı, hepsi gitti, yağma edildi.
                Kara kanadını açıt önümüzde ölüm,
                Acı tutkular ve özlemlerle kemirildi her şey,
                Öyleyse nereden düşüyor bu ışık üstümüze

                Gündüzleri içine çeken şehir
                Korulardan gelen kiraz kokusunu;
                Yeni ve garip gezegenler ışır
                Soluk yaz göklerinde geceleyin.

                Ve bu evler, bu toprak, bu yıkıntılar,
                Mucizenin eli değmemiştir onlara da;
                Yakındır : istenen, umutla beklenen,
                Herkesin beklediği o bilinmeyen an.

                Çeviren: Ülkü Tamer
                 
                 

                 


                Esin perisi

                Geceleyin beklerken gelişini onun
                Yaşamım pamuk ipliğine bağlı sanki
                Gençlik, şan, özgürlük nedir ki
                Karşısında o güzeller güzeli konuğun
                 
                Geliyor kavalıyla, kaldırıp peçesini
                Ve takılıp kalıyor gözlerine gözlerim
                "Sen miydin” diyorum "Cehennem sayfalarını
                Yazdıran Dante’ye?” Yanıtlıyor: "Bendim.”
                 
                1924
                 




                Biri ölünce
                 
                Biri ölünce,
                İmgeleri değişir artık.
                Gözleri başka görür, ağzı bambaşka
                Gülümsemelerle gülümser gülümserse.
                Bunu bir ozanın
                Cenazesinden döndüğümde anladım.
                O zamandan bu zamana
                Birçok kez doğrulandı anladığım.
                                               
                1940




                Yürt

                Yüreklerimiz tılsım gibi takınmaz yurdu,
                Yurt ozanın elleri altında hıçkırmaz,
                Kanatmaz bir türlü unutamadığımız yaraları
                Acı uykularımızda. Vadedilmiş ülke değil.
                Ruhlarımız değer biçmez yurda
                Alınıp satılacak bir mal olarak;
                Hastası, yoksulu, sessizi bu dünyanın, ki
                Çoğu aklımıza bile getirmeyiz yurdu.
                Evet, bizim için galoşlarımızdaki çamur,
                Evet, dişlerimizin arasına giren, bizim için
                Kumdur, ezeriz, ufalarız, öğütürüz,
                O ince, temiz toprağı.
                Ama yatacağız içine, otları, çiçekleri olacağız,
                Utanmasız, sıkılmasız diyeceğiz ki: Bu yurt bizim.

                1961

                Çevirenler: Sabit Yılmaz - Mustafa Ziyala



                 


                Категория: Rus şiirler Türkçede | Просмотров: 2286 | Добавил: TurkEvim
                Всего комментариев: 0
                Добавлять комментарии могут только зарегистрированные пользователи.
                [ Регистрация | Вход ]
                Культура - Kültür

                Что нового?

                НОВОЕ ФОТО

                YENİ FOTO



                НОВОЕ ФОТО

                YENİ FOTO



                НОВАЯ СТАТЬЯ

                YENİ YAZI




                НОВЫЕ СТИХИ

                YENİ ŞİİR




                НОВАЯ МУЗЫКА

                YENİ MÜZİK



                НОВАЯ КНИГА

                YENİ KİTAP



                Emin Coşkun - ART

                Авторский сайт Эмина Джошкуна

                Emin Coskun

                Эмин Джошкун у нас


                Поделиcь - Paylaş
                Поиск - Arama
                Copyright TÜRK EVİM - ТУРЕЦКИЙ ДОМ © 2017 Сайт создан в системе uCoz