 |
| Календарь - Takvim
 | |
| « Апрель 2010 » | | Пн | Вт | Ср | Чт | Пт | Сб | Вс | | | | | 1 | 2 | 3 | 4 | | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 |
|
 |
 |
| Кто там - Kim var?
 | |
 Онлайн всего: 3 Гостей: 2 Пользователей: 1
TurkEvim
|
 |
|
 | |  |
| Главная » 2010 » Апрель » 23 » MARİNA TSVETAEVA
|

Ey düşüncesizlik! Ey tatlı günah, Sen hem can dost, hem can düşmansın bana! Gözlerime gülüş saçtın her sabah Ve eğlence soktun damarlarıma!
Öğrettin ki parmağımda bu yüzük Yaşam armağanım değildir benim! Bir iş yönelikse bitişe dönük, Onu daha baştan bitirmeliyim.
Hem filiz, hem metal oldum yine de Beceriksiz sanıldığım ömrümde Çikolata sundum acı çekene Ve hep güldüm fani yüzler önünde.
Çeviren: Ahmet Emin Atasoy

Zıyaretçi
Ey benzeşim ziyaretçi, Bakışların yine yerde, Bir zamanki o ben gibi. Ama sen dur, sus ve bekle. Şakayık ve gelincikler Arasından bak ve oku Marina'ydım bir zamanlar Yaşamım çok kısa oldu. İçersinde bulunduğum Bu mezardan hiç korkma sen' Ben de vardım, gülüyordum, Hatta gülmem gerekmezken. Dalga dalgaydı saçlarım Kanım ateşten de sıcak. Bu dünyada ben de vardım! Ey benzeşim, halime bak! Otları temizle biraz Orda çilekler var gizli Mezarlıkta bulunamaz Onlar gibi lezzetlisi. N'olur artık surat asma Ve başını biraz dik tut; Beni kolayca anımsa Sonra da kolayca unut. Altında parlak güneşin Sen ki, sanki altındansın! Topraktan yükselen sesim Seni sakın korkutmasın.
Çeviren: Ahmet Emin Atasoy

İşte yine o pencere, Uyku tutmayan. Bakıyorum. Şarap mı içiyorlar, İçmeden mi oturuyorlar, İki ruh hiç ayrılmaz mı? Bil ki, her evin Öyle bir penceresi var.
Ayrılık ve kavuşmanın haykırışı, O pencere’dir! Bin mumlu mu, üç mumlu mu, Kim bilir!.. Zihnimin rahatı uzaklara kaçmış, Şimdi benim de evimin Böyle penceresi varmış...
O uykusuz ev için, Ateşli pencere için Dua et, dostum benim!..
Çeviren: Elena İvanova

Hoşuma gidiyor
Hoşuma gidiyor bana deli olmamanız, Size deli olmayışım hoşuma gidiyor. Bu ağır yerkürenin ayaklarımızın altından Asla kaymayacak olması hoşuma gidiyor. Hoşuma gidiyor komik olabilmek, Kaygısız olabilmek - ve kelimelerle oynamamak Ve kollarımız her birbirine hafifçe değdiğinde Hain bir dalgayla kızarmamak.
Bir de benim önümde Sakince bir başkasına sarılmanız hoşuma gidiyor, Benim de sonsuza kadar ateşlerde yanmamı İstemiyorsunuz, öptüğüm siz değilsiniz diye. Sonra benim güzel ismimi, canımın içi, Ne gündüz, ne gece ağza almamanız sebepsizce… O şarkıları hiç duymayacak olmak mesela Düğünümüzün büyülü sessizliğinde.
Size şu kalbimle, şu ellerimle teşekkür ederim; Beni -kendinizden habersiz- bu denli sevdiğiniz için, Huzurlu gecelerim, günbatımındaki buluşmalarımızın seyrekliği için, Ayışığı altında yürümeyişlerimiz, Başımızın üstünde olmayan güneş için, Bana, yazık ki, deli olmadığınız, Size, yazık ki, deli olmadığım için.
Çeviren: Bilinmeyen

Arduvaz Tahtalara Yazıyorum Adını..
Arduvaz tahtalara yazıyorum adını Solgun yelpaze kanatlarına Nehirlerin, denizlerin kumuna Buzlara ve yüzüğümle çiziyorum adını
Ve asırlık ağaçların kalın gövdelerine… Bilir misin, doğruluğundan kimse kuşkulanmasın diye Sevildiğinin, sevildiğinin, sevildiğinin! Gerçekliğini çiziyordum gök mavisinin.
Ve istiyordum ki her biri çiçeklensin Parmaklarımın ucunda yüzyıllar boyunca! Sonra, masaya eğerek alnımı Haçlarla yokettim hepsini bir solukta.
Ama sen, inleyerek katı parmaklarında Kötü bir yazarın, yüreğimi yakıyorsun! Hiç aldatmadım seni! Yüzüğümün halkasında yaşattım Ve gene yaşayacaksın kanunların sonsuzluğunda.
Çeviren: Erdoğan Tokatlı

On beş yaşında
Şarkı söyler ve unutulmam derken, Gönlümde şu sözcükler "on beş yaş." Ah, niye birdenbire büyüdüm ben, Ne yapsam boş!
Daha dün, yeşil huşlar arasından Özgürce geçerdim, sabahleyin. Çok yaramazdım, saç baş perişan, Hem daha dün! Baharda uzaktaki çanlar çınlardı, Bana derdi "Koşup uzansana!" Hemen her çığlığıma izin vardı, Her adıma!
Bizleri ne bekler işin sonunda? Her şey yalan dolan, her şey yasak! Çocukluğum bitti on beş yaşında, Ağlayarak.
(1911)
Şiirlerim İçin
Hayatımda öyle erken, öyle erken yazıldı ki şiirlerim Kendimin henüz bir şair olduğunu bilmiyordum daha. Pınarın damlacıkları misali cebren ayrılırlar benden, Bir roketin devinmesine benzer gene de.
Ansızın saldırır şiirler benden, işgal eder, uykunun ve tütsünün Sarmaladığı tapınaktaki bazı minicik iblisler misali. Gençlik ve ölümdür ele aldığı konular. Şiirlerim, Her daim okunmadan kalan dizelerim!
Değişik kitapçıların tozu arasında fırlatılmış buraya ve oraya, (Dokunulmamış şimdiye dek herhangi bir okurun parmaklarınca!) Değil mi ki şiirlerim, değerli şaraplar gibi saklanır derinlerde, Bilirim, zamanı gelir onların bir gün.
(13 Mayıs 1913)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Seni seviyorum
Seni seviyorum her gün, her saat. Üstümde kocaman bir gölgesin, Kutup köyündeki dumana inat.
Seni seviyorum her saat, her an. Bana ne göz ve dudaklarından, Her şey başladı, bitti, sensiz, inan.
Hatırlıyorum ses veren yaylar, Kocaman yaka, tertemiz karlar, Ve o yıldız dizilen boynuzlar... Gölge... göğün yarısı edersin... Eski dumanı kutup köylerinin... Anladım Sen Kuzey geyiğisin.
7 Aralık 1918
Rusya’m, ne var utanacak..
Rusya'm, ne var utanacak! Melekler hep yalınayak... Çizmeleri aldı şeytan, onlar şimdi kara korsan!
1919, Moskova
Damarları açtım..
Damarları açtım durdurmak zor, N'eylersin, hayat fışkırıyor. Gelsin çanak, gitsin tabak! Her tabak nedense alçak, Düz her çanak. Ve geri dönmüyor Kamışları beslemek için Kara toprağa, hiç usanmıyor, Şiir fıkrıyor, n'eylersin.
6 Ocak 1934
Çeviren: Mehmet Perinçek
Kaçmayalım cehennemden... Kaçmayalım cehennemden, benim tutkulu kız kardeşlerim, içelim kara reçineleri - bizler ki tanrıya şarkılar söyleyerek yakardık… bütün gücümüzle ve bütün rikkatimizle.
eğilmedik beşiklerin üstüne ya da gecede dönen tekerleklerin, ve şimdi biz kolsuz bir pelerinin eteklerinde sallanan bir kayıktan savrulup düştük,
giyinirdik her sabah yumuşak Çin ipeğini, ve söylerdik cennet şarkılarını, eşkıya kampının ateşlerinde,
pasaklı terzi kadın (bütün dikişlerimiz söküldü), dansözler, pipoların üstündeki oyuncular: bizler bütün dünyanın kraliçeleri
ilkin güçbela örtündük paçavralarla, sonra kodeslerde ve şölenlerde saçlarımızdaki takımyıldızlarla değiş tokuş ettik cenneti,
yıldızlı gecelerde, cennetin elma bahçelerinde. kibar kızlar, benim sevgili kız kardeşlerim emin olun bulacağız kendimizi cehennemde!
Çeviren: Bilinmeyen
|
|
Категория: Rus şiirler Türkçede |
Просмотров: 788 |
Добавил: TurkEvim
|
Добавлять комментарии могут только зарегистрированные пользователи. [ Регистрация | Вход ]
| |
 | |  |
|
 |
| Что нового?
 | |
НОВОЕ ФОТО YENİ FOTO
НОВОЕ ФОТО YENİ FOTO
НОВАЯ СТАТЬЯ YENİ YAZI
НОВЫЕ СТИХИ YENİ ŞİİR
НОВАЯ МУЗЫКА YENİ MÜZİK
НОВАЯ КНИГА YENİ KİTAP
|
 |
|