Турция - Türkiye

Категории
Мои стихи / Şiirlerim [18]
Стихи о Турции и не только о ней
Турецкие поэты [3]
Türk şairleri
Rus şiirler Türkçede [8]
Стихи Эмина Джошкуна [8]
Коды городов
Календарь - Takvim
«  Апрель 2010  »
ПнВтСрЧтПтСбВс
   1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930
Друзья - Dostlar

Турецкий клуб в Москве
Türk Külübü Moskova'da

Турецкий Клуб
      Турция.ру - место под солнцем!
        Турция.Ру
            Мой дом - Турция
              BENİM EVİM TÜRKİYE


                Айда.Ру - отзывы туристов об отелях Турции.


                Наш опрос

                Какая тематика в культуре Турции Вам наиболее интересна?

                 

                [ Результаты · Архив опросов ]

                Всего ответов: 946
                Счетчики- Sayaçlar


                ОТЗЫВ.Ру

                Рейтинг@Mail.ru

                Каталог путешествий www.turizm.ru




                Главная » 2010 » Апрель » 23 » MARİNA TSVETAEVA
                1:55 PM
                MARİNA TSVETAEVA










                Ey düşüncesizlik! Ey tatlı günah,
                Sen hem can dost, hem can düşmansın bana!
                Gözlerime gülüş saçtın her sabah
                Ve eğlence soktun damarlarıma!

                Öğrettin ki parmağımda bu yüzük
                Yaşam armağanım değildir benim!
                Bir iş yönelikse bitişe dönük,
                Onu daha baştan bitirmeliyim.

                Hem filiz, hem metal oldum yine de
                Beceriksiz sanıldığım ömrümde
                Çikolata sundum acı çekene
                Ve hep güldüm fani yüzler önünde.

                Çeviren: Ahmet Emin Atasoy



                Zıyaretçi


                Ey benzeşim ziyaretçi,
                Bakışların yine yerde,
                Bir zamanki o ben gibi.
                Ama sen dur, sus ve bekle.
                Şakayık ve gelincikler
                Arasından bak ve oku
                Marina'ydım bir zamanlar
                Yaşamım çok kısa oldu.
                İçersinde bulunduğum
                Bu mezardan hiç korkma sen'
                Ben de vardım, gülüyordum,
                Hatta gülmem gerekmezken.
                Dalga dalgaydı saçlarım
                Kanım ateşten de sıcak.
                Bu dünyada ben de vardım!
                Ey benzeşim, halime bak!
                Otları temizle biraz
                Orda çilekler var gizli
                Mezarlıkta bulunamaz
                Onlar gibi lezzetlisi.
                N'olur artık surat asma
                Ve başını biraz dik tut;
                Beni kolayca anımsa
                Sonra da kolayca unut.
                Altında parlak güneşin
                Sen ki, sanki altındansın!
                Topraktan yükselen sesim
                Seni sakın korkutmasın.

                Çeviren: Ahmet Emin Atasoy





                İşte yine o pencere,
                Uyku tutmayan. Bakıyorum.
                Şarap mı içiyorlar,
                İçmeden mi oturuyorlar,
                İki ruh hiç ayrılmaz mı?
                Bil ki, her evin
                Öyle bir penceresi var.

                Ayrılık ve kavuşmanın haykırışı,
                O pencere’dir!
                Bin mumlu mu, üç mumlu mu,
                Kim bilir!..
                Zihnimin rahatı uzaklara kaçmış,
                Şimdi benim de evimin
                Böyle penceresi varmış...

                O uykusuz ev için,
                Ateşli pencere için
                Dua et, dostum benim!..

                Çeviren: Elena İvanova




                Hoşuma gidiyor

                Hoşuma gidiyor bana deli olmamanız,
                Size deli olmayışım hoşuma gidiyor.
                Bu ağır yerkürenin ayaklarımızın altından
                Asla kaymayacak olması hoşuma gidiyor.
                Hoşuma gidiyor komik olabilmek,
                Kaygısız olabilmek - ve kelimelerle oynamamak
                Ve kollarımız her birbirine hafifçe değdiğinde
                Hain bir dalgayla kızarmamak.

                Bir de benim önümde
                Sakince bir başkasına sarılmanız hoşuma gidiyor,
                Benim de sonsuza kadar ateşlerde yanmamı
                İstemiyorsunuz, öptüğüm siz değilsiniz diye.
                Sonra benim güzel ismimi, canımın içi,
                Ne gündüz, ne gece ağza almamanız sebepsizce…
                O şarkıları hiç duymayacak olmak mesela
                Düğünümüzün büyülü sessizliğinde.

                Size şu kalbimle, şu ellerimle teşekkür ederim;
                Beni -kendinizden habersiz- bu denli sevdiğiniz için,
                Huzurlu gecelerim, günbatımındaki buluşmalarımızın seyrekliği için,
                Ayışığı altında yürümeyişlerimiz,
                Başımızın üstünde olmayan güneş için,
                Bana, yazık ki, deli olmadığınız,
                Size, yazık ki, deli olmadığım için.

                Çeviren: Bilinmeyen





                Arduvaz Tahtalara Yazıyorum Adını..

                Arduvaz tahtalara yazıyorum adını
                Solgun yelpaze kanatlarına
                Nehirlerin, denizlerin kumuna
                Buzlara ve yüzüğümle çiziyorum adını

                Ve asırlık ağaçların kalın gövdelerine…
                Bilir misin, doğruluğundan kimse kuşkulanmasın diye
                Sevildiğinin, sevildiğinin, sevildiğinin!
                Gerçekliğini çiziyordum gök mavisinin.

                Ve istiyordum ki her biri çiçeklensin
                Parmaklarımın ucunda yüzyıllar boyunca!
                Sonra, masaya eğerek alnımı
                Haçlarla yokettim hepsini bir solukta.

                Ama sen, inleyerek katı parmaklarında
                Kötü bir yazarın, yüreğimi yakıyorsun!
                Hiç aldatmadım seni! Yüzüğümün halkasında yaşattım
                Ve gene yaşayacaksın kanunların sonsuzluğunda.

                Çeviren: Erdoğan Tokatlı





                On beş yaşında

                Şarkı söyler ve unutulmam derken,
                Gönlümde şu sözcükler "on beş yaş."
                Ah, niye birdenbire büyüdüm ben,
                Ne yapsam boş!

                Daha dün, yeşil huşlar arasından
                Özgürce geçerdim, sabahleyin.
                Çok yaramazdım, saç baş perişan,
                Hem daha dün!
                Baharda uzaktaki çanlar çınlardı,
                Bana derdi "Koşup uzansana!"
                Hemen her çığlığıma izin vardı,
                Her adıma!

                Bizleri ne bekler işin sonunda?
                Her şey yalan dolan, her şey yasak!
                Çocukluğum bitti on beş yaşında,
                Ağlayarak.

                (1911)

                 



                Şiirlerim İçin

                Hayatımda öyle erken, öyle erken yazıldı ki şiirlerim
                Kendimin henüz bir şair olduğunu bilmiyordum daha.
                Pınarın damlacıkları misali cebren ayrılırlar benden,
                Bir roketin devinmesine benzer gene de.

                Ansızın saldırır şiirler benden, işgal eder, uykunun ve tütsünün
                Sarmaladığı tapınaktaki bazı minicik iblisler misali.
                Gençlik ve ölümdür ele aldığı konular. Şiirlerim,
                Her daim okunmadan kalan dizelerim!

                Değişik kitapçıların tozu arasında fırlatılmış buraya ve oraya,
                (Dokunulmamış şimdiye dek herhangi bir okurun parmaklarınca!)
                Değil mi ki şiirlerim, değerli şaraplar gibi saklanır derinlerde,
                Bilirim, zamanı gelir onların bir gün.

                (13 Mayıs 1913)

                Çeviren: İsmail Haydar Aksoy






                Seni seviyorum

                Seni seviyorum her gün, her saat.
                Üstümde kocaman bir gölgesin,
                Kutup köyündeki dumana inat.

                Seni seviyorum her saat, her an.
                Bana ne göz ve dudaklarından,
                Her şey başladı, bitti, sensiz, inan.

                Hatırlıyorum ses veren yaylar,
                Kocaman yaka, tertemiz karlar,
                Ve o yıldız dizilen boynuzlar...
                Gölge... göğün yarısı edersin...
                Eski dumanı kutup köylerinin...
                Anladım Sen Kuzey geyiğisin.

                7 Aralık 1918

                 
                 


                Rusya’m, ne var utanacak..

                Rusya'm, ne var utanacak!
                Melekler hep yalınayak...
                Çizmeleri aldı şeytan,
                onlar şimdi kara korsan!

                1919, Moskova


                 



                Damarları açtım..

                Damarları açtım durdurmak zor,
                N'eylersin, hayat fışkırıyor.
                Gelsin çanak, gitsin tabak!
                Her tabak nedense alçak,
                Düz her çanak.
                Ve geri dönmüyor
                Kamışları beslemek için
                Kara toprağa, hiç usanmıyor,
                Şiir fıkrıyor, n'eylersin.

                6 Ocak 1934

                Çeviren: Mehmet Perinçek


                 
                 


                Kaçmayalım cehennemden...
                 
                Kaçmayalım cehennemden, benim tutkulu
                kız kardeşlerim, içelim kara reçineleri -
                bizler ki tanrıya şarkılar söyleyerek yakardık…
                bütün gücümüzle ve bütün rikkatimizle.

                eğilmedik beşiklerin üstüne ya da
                gecede dönen tekerleklerin, ve şimdi biz
                kolsuz bir pelerinin eteklerinde
                sallanan bir kayıktan savrulup düştük,

                giyinirdik her sabah yumuşak
                Çin ipeğini, ve söylerdik
                cennet şarkılarını, eşkıya
                kampının ateşlerinde,

                pasaklı terzi kadın (bütün
                dikişlerimiz söküldü), dansözler,
                pipoların üstündeki oyuncular: bizler
                bütün dünyanın kraliçeleri

                ilkin güçbela örtündük paçavralarla,
                sonra kodeslerde ve şölenlerde
                saçlarımızdaki takımyıldızlarla
                değiş tokuş ettik cenneti,

                yıldızlı gecelerde, cennetin
                elma bahçelerinde.
                kibar kızlar, benim sevgili kız kardeşlerim
                emin olun bulacağız kendimizi cehennemde!

                Çeviren: Bilinmeyen


                Категория: Rus şiirler Türkçede | Просмотров: 3719 | Добавил: TurkEvim
                Всего комментариев: 3
                2010-05-09 Спам
                1. Polina Antonova (sakinolamam)
                Здорово! В фейсбуке в свое время была группа турецких поклонников Цветаевой, но переводов было мало и новый админ убрал турецкую составляющую. А жаль!

                2010-05-09 Спам
                2. Elena (TurkEvim)
                Правда, жаль. А сама группа существует?

                2010-05-10 Спам
                3. Polina Antonova (sakinolamam)
                Я ушла из нее, как только турецкий элемент ушел. Про то, что такое Цветаева для русских, мне и так все понятно)) Была одна женщина интересующаяся, если найду ее, пошлю ссылку сюда)

                Добавлять комментарии могут только зарегистрированные пользователи.
                [ Регистрация | Вход ]
                Культура - Kültür

                Что нового?

                НОВОЕ ФОТО

                YENİ FOTO



                НОВОЕ ФОТО

                YENİ FOTO



                НОВАЯ СТАТЬЯ

                YENİ YAZI




                НОВЫЕ СТИХИ

                YENİ ŞİİR




                НОВАЯ МУЗЫКА

                YENİ MÜZİK



                НОВАЯ КНИГА

                YENİ KİTAP



                Emin Coşkun - ART

                Авторский сайт Эмина Джошкуна

                Emin Coskun

                Эмин Джошкун у нас


                Поделиcь - Paylaş
                Поиск - Arama
                Copyright TÜRK EVİM - ТУРЕЦКИЙ ДОМ © 2017 Сайт создан в системе uCoz